Hastalıklarımızın fiziksel, zihinsel ve duygusal sebepleri vardır. Hastalıklar başlarken; fiziksel, zihinsel ya da duygusal sebeplerin bir sistemi, organı ya da vücuttaki bir ritmi bozması ile başlar. Bu sebeple hasta bir bebekte, hastalık sebebi olarak öncelikle fiziksel, zihinsel ve duygusal etkenlerin hepsinin değerlendirilmesi gerekir.
Çocuklarda hastalıkların fiziksel sebeplerine baktığımızda en önemli ve istatiksel olarak en yüksek sebebin, doğum travması olduğunu görüyoruz. Doğum sırasında yaşanan fiziksel travma çocuklarda bir hastalığın başlamasına sebep olabiliyor. Fiziksel travma; zor doğumla doğma, doğum sırasında bebeğin doğum kanalında sıkışması, hamilelikte bebeğin anne karnında sıkışması, kordon dolanması gibi fiziksel olarak bebeği etkileyecek olan etkenlerdir. Ayrıca doğum sonrasında bebeğin ya da çocuğun maruz kaldığı düşme, çarpma ve kaza gibi durumlar ile darbeye maruz kalması da fiziksel etkenler arasındadır.
Fiziksel bir etkene maruz kalan bebekte, anatomik duruşta bozulmalar, bazı kemiklerde kaymalar ve kilitlenmeler oluşabilir. Bebek ya da çocuk düştüğünde ve kafasını çarptığında; kafatası kemiklerinde meydana gelen kilitlenmeler, bazı fonksiyonlarda bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple kafasına darbe almış ya da zor doğumla doğmuş bir bebekte öncelikle craniosacral ritim muayenesi yaparız. Bu ritim kafatasının doğal bir ritmidir ve anne karnında bebeğin kafatası oluştuğunda oluşur. Normal bir insanda kafatasına ellerimizi yerleştirdiğimizde aynı bir balonun genleşmesi gibi açılma ve sönme hareketi izleriz. Bu hareketlilik kemiklerin birbiri üzerinde kayması ile gerçekleşir. Kafatasında genleşme oluştuğunda beyin-omurilik sıvısının atımı gerçekleşmiş olur. Bununla birlikte beyni besleyen sıvılar beyne ulaşmış olur. Yani beynin beslenmesini ve toksinlerin atılmasını sağlar.
Kafasına darbe alan bir çocukta bu ritimde bozulmalar ve kemiklerde kilitlenmeler görürüz. Hatta kafatası kemiklerinden bazıları bir yöne doğru kayabilir. Bu da bazı fonksiyon bozukluklarına sebep olabilir. Kafatası kemiklerinden önemli bir kemik olan sphenoid kemik kaymalarında; göz ile ilgili problemler (şaşılık, bulanık görme, sık tekrarlayan göz enfeksiyonları), kulak ile ilgili problemler (denge problemleri, sık tekrarlayan kulak enfeksiyonları, uğultu, çınlama), burun kemiğinin etkilenmesinden dolayı rahat nefes alamama, boyun problemleri, baş ağrısı, sindirim problemleri ve dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, odaklanamama gibi bilişsel fonksiyonlarda azalma görülebilir.
Omurgasına darbe alan bir çocukta; omurlarda kayma, sapma, dönme ve kilitlenme görülebilir. Bu da ilerleyen dönemlerde omurga eğriliği ve ağrılar yaratabilir. Bu sebeple darbe alan bir çocuğun ayrıntılı fiziki muayenesinin yapılıp, herhangi bir kemiğinde var olan anatomik durumdan sapmaların düzeltilmesi; ilerde çocuğun hasta olmasının önüne geçilmesine yardımcı olacaktır.
Hastalıkların duygusal sebepleri; annenin hamileyken yaşadığı duygusal travmaları, bebek doğduktan sonra çevresinden gelen ve bebeği etkileyen tüm duygusal süreçleri içerir. Burada özellikle bebeğin yaşadığı ya da maruz kaldığı olaylar sebebi ile kendisi yaşamasa bile etkilendiği duygu durumlarının sonucu olarak; diyafram kasının kilitlenmesi söz konusudur. Diyafram kası bizim nefes kasımızdır ama aynı zamanda duygu durumundan en çok etkilenen kastır. Yaşanan korku, şok, derin acı, derin üzüntü gibi duygular diyafram kasını kilitler ve çocukta pek çok fizyolojik bozulmaya sebep olabilir. Böyle bir kilitlenmede en sık gördüğümüz durum alerjik reaksiyonlar ve astım hastalığıdır.
Bunun dışında çocukluk çağında yaşanan duyguların yetişkin olduğumuzda bazı organların ya da sistemlerin bozulmasına sebep olduğunu biliyoruz. Mesela öfke duygusunun zaman içinde karaciğerin çalışmasını bozarak insülin salınımını değiştirdiği ve şeker hastalığına sebep olduğu düşünülmektedir.
Bir hastalığı olan ya da bir hastalığa yatkınlığı olan bir çocuk ya da bebekte ayrıntılı bir muayene yapılarak hastalığa gidiş öyküsünün belirlenmesi; ilerde ortaya çıkabilecek hastalıkların önüne geçebilmek açısından oldukça önemlidir. Geleceğimiz olan çocuklarda; oluşabilecek hastalıkların önüne geçmek, ilerde daha kaliteli ve konforlu bir hayat yaşamalarını sağlarken aynı zamanda ileriki nesillerde hastalanma oranını da oldukça azaltacaktır.






